Dünya mizah literatüründen denizle ilgili, gülümseten, düşündüren, farkındalık yaratan karikatürleri derledik. Bununla yetinmeyip, sanatçıların verdikleri mesajları çözümlemeyi denedik.

Jerry Seinfeld’e göre mizah öfkenin sanatıdır. Her mizahi filmde ya da kitapta dünyayla çatışan, içten içe kızgın bir tip başroldedir. Bu durum çoğu zaman karikatür için de geçerli. Pek çok karikatür bir çelişkinin, hayal kırıklığının ya da çaresizliğin dışa vurumudur. Hele de konu deniz olunca durum iyice absürdleşir.

Karikatür dünyası deniz temasını çoğunlukla çevre meselesi ekseninde işler. Bir de ölümsüz temalar var. Titanik, Nuh’un Gemisi, mülteciler. Fakat mesele ne olursa olsun karikatürist dünyadaki çarpıklıkların altını çizer ve okuyucusunu uyandırmayı dener. Karikatür ne kadar iyiyse bu amacına o kadar kolay ulaşır.

İşte size dünyadan, denize giren ya da denize kıyısı olan, pek çoğu ödüllü karikatürler:

1. İtalyan karikatürist Alessandro Gatto, bu karikatüründe, az ya da çok hepimizde olan çekip gitme olma arzusuyla olduğumuz yerden ayrılmama halini tema olarak kullanıyor. Deniz her zaman o çağrının sembolüdür. Bir yanda bağlılık bir yanda sonsuz ihtimaller. Gatto bu durumu köpek gezdirir gibi iskele babası gezdiren adamla mükemmel bir şekilde sembolize ediyor.

2. Didie Sri Widiyanto’nun denizaltı karikatürü farkındalık meselesini işliyor. Tıpkı uzun süre su altında kalan denizaltı personeli gibi biz de aslında deniz kirliliğini çoğunlukla fark etmiyoruz. Ne zaman çöpleri görüyoruz, ne zaman üstümüze geliyorlar, o zaman sorunu anlıyoruz. Çoğu zaman tekrar dalıp gidiyoruz.

3. Makedon karikatürist Jordan Pop Iliev’in ıssız adadaki ressam karikatürü karşı konulmaz bir iyimserlikle dolu. Felsefi açıdan Varoluşçuluk’un sınırlarında geziyor. İçinde bulunduğu çaresizliğe rağmen ressam haline dertlenmek yerine hep aynı manzaranın resmini yapmayı yeğliyor. Aslında içten içe denizin hiçbir zaman aynı olmadığını ve hep aynı manzaranın resmini yapsak bile aslında hep yeni bir resim yapıyor olacağımızı biliyoruz.

4. Jean Loic Belom’un dövme karikatürü ilk bakışta absürt görünse de aslında insanoğlunun gizli çelişkilerinden birine işaret ediyor. Malum, dövmeciler fotoğraflarla çalışmaya alışıktır. Çünkü bir şeyin gerçeğine bakıp da dövme yapmak oldukça zordur. Pek çok insan da yapılmış bir şeyi tekrarlamayı icat etmeye tercih eder. Tabii dövme yaptıran kişinin tabloyu gerçekten beğenmiş olması da imkan dahilinde.  

5. Romen çizer Constantin Ciosu’nun denize tüküren adam karikatürü “insan ne ekerse onu biçer” atasözünün doğrulanması. Çevreye verdiğimiz zararın bir bedeli var ve bu bedelin altından kalkamayacağız. Ayrıca doğa göründüğü kadar güçsüz değil ve öfkesi sınırsız olabilir.

6. Pawel Kuczynski’nin kafesteki yelkeni “Özgürlük nedir?” sorusuna cevap arar görünüyor. Akla Konstantin Kavafis’in meşhur dizesi geliyor: “Nereye gidersen git, peşinden gelecektir bu şehir”. Demek ki asıl soru, “İnsan içinde özgür olmadığında yer değiştirerek özgürlüğüne kavuşabilir mi?”

7. İranlı sanatçı Mahmood Nazari’nin “geri dönüşüm” karikatürü hem bir çığlık hem de bir kahkaha. Bir yandan doğanın bize mesaj vermek için her yolu denediğine işaret ediyor bir yandan da durum ne kadar kötü olursa olsun doğanın bize bir şeyler vermek, yüzümüzü gülümsetmek için çırpınmaya devam ettiğini söylüyor.

8. 10 yaşındaki Ilgın Deniz Karuk, o yaşta bir çocukta kolay kolay rastlayamayacağınız bir duyarlıkla dünyanın değişimini anlatan bir karikatüre imza atıyor. Eskiden martıya simit atılırken şimdi hamburger atılıyor. Daha doğrusu insanlar ne bulursa onu atıyor. Karikatür özünde hepimizin eylemlerimizden sorumlu olduğumuzu hatırlatıyor.