Kaş deyince akla hemen doğanın güzellikleri geliyor. Bir de Kaş’ta çıplak gözle görülemeyen güzellikler var. Onlar suyun altında yatan birbirinden ilginç ve etkileyici batıklar. Gelin hep birlikte bu konuya dalalım.

Şahika Merve Akçap, Setur Marinas Kaş Ön Büro Temsilcisi

 

Türkiye’nin en beğenilen ilçelerinden Kaş, doğa sporlarına düşkün olanlar kadar tarih ve özellikle de sualtı arkeolojisine meraklı olanlar için adeta bir cennet. Eğer dalış yapabiliyorsanız bu iki merakı birden doyurmanız mümkün.

Kaş bölgesi çağlar boyunca hep önemli ticaret yollarının kesişim noktasında yer aldı. Bu nedenle tarihin her döneminde farklı milletlere ait tekneler bu sulardan geçmiş, bazıları için çeşitli nedenlerle yolculuk bu sularda noktalanmıştır. Erken çağlarda, henüz denizcilik teknolojisi icat edilmemişken, çok sayıda gemi bu bölgede batmış, zamanla Kaş ve çevresi, sualtı tarihinin sessiz tanıklarıyla dolup taşmıştır.

Kaş sularının temizliği nedeniyle her zaman dalış için ideal bir nokta oldu. Bu nedenle zaman içinde bölgede, doğal batıklar dışında sualtı turizmini geliştirmek amacıyla yapay batıklar da oluşturuldu. Bu sayede bugün Kaş’ta haftalarca sürecek bir dalış maratonu planlayabiliyorsunuz.

Doğal batıkların en çarpıcı olanı bugün Uluburun Batığı olarak bilinen gemi. 1982 yılında Kaş’ın 8,5 km güneydoğusunda bir sünger dalgıcı, 50 metre derinlikte tesadüfen bakır külçeler bulunca bilim dünyası ayağa kalkar. Arkeolojik kazılar başlar ve yaklaşık 3 bin 300 yıl öncesine yani Geç Tunç Çağı’na ait olan muhteşem bir gemi batığı ortaya çıkarılır. Bu gemi, dünyada bugüne kadar bulunan en eski açık deniz ticaret gemilerinden birisi. Gemide farklı medeniyetlerden çok sayıda eşyanın olmasını arkeologlar geminin medeniyetler arası ticaretin bir parçası olmasına yoruyorlar. Nitekim gemideki eşyalar arasında Mısır Kraliçesi Nefertiti’ye ait olduğu düşünülen altın bir mühür de var.

Ancak, Kaş’ta farklı nedenlerle ilgi çöken ve önem taşıyan başka pek çok batık bulunuyor.

  • Uçan Balık Bankosu (Savoia-Marchetti SM.79 batığı):
    Favori dalış noktalarından biri olan Uçan Balık Bankosu’nda, 55-71 metre derinlikte, II. Dünya Savaşı sırasında düşürülen bir İtalyan bombardıman uçağı bulunuyor. Uçaksavar ateşiyle düşürülmüş olan bu uçak, gerçek bir savaş batığı.
  • Kanyon Batığı (Dimitri):
    1968 yılında Kaş açıklarındaki adalara çarpan pamuk yüklü bir yük gemisinden kalan bu batık, doğal bir şekilde oluşmuştur. “Pamuk Batığı” olarak da anılır ve dalgıçların favorilerindendir.
  • Fener - C-47 Uçak Batığı:
    Limanağzı yakınlarındaki bu bölgede, Türk Hava Kuvvetleri’nden emekli edilen bir C-47 Dakota uçağı, Kaş Kaymakamlığı’na hibe edilerek dalış turizmine kazandırılmıştır. 20 metre derinlikte, oldukça popüler bir yapay batıktır.
  • M48 Tank Batığı:
    Dalış turizmi için özel olarak getirilen ve yapay resif olarak batırılan M48 Patton tankı, hem yeni başlayan hem de deneyimli dalgıçların epey ilgisini çekiyor.
  • TCSG-119 Sahil Güvenlik Batığı:
    Hizmet ömrünü tamamlayan bu devriye botu, 2011 yılında Kaş açıklarına batırılarak bölgeye yeni bir dalış noktası kazandırmıştır. Derinliği ve yapısı itibariyle ileri seviye dalgıçlar için uygundur.

Uluburun’dan savaş uçaklarına, sahil güvenlik teknelerinden pamuk yüklü gemilere kadar, Kaş’ın derinlikleri aslında yaşayan bir sualtı müzesi gibi. Her batık, geçmişten bir iz, bir hikâye taşıyor. Bütün bu batıklara dalış yapmak (elbette izin alarak ve kurallara uyarak) mümkün.

Modern dünyanın karmaşasından sıkıldıysanız bu yaz kendinizi farklı bir yolculuğa davet edin. Kaş’ın tertemiz sularının keyfine varırken tarihin sessiz güzellikleriyle biraz sohbet edin.

 

Kaynakça; Draman, Murat, The Diving Guide Kaş, A4 Ofset Matbaacılık,2018

Orakçal, Ekin, Uluburun Batığı, www.academia.com