Yolu Setur Marinas Finike'den geçen, geçmekle kalmayıp burada bizimle yaşamaya başlayan deniz sevdalılarıyla buluşmaya devam ediyoruz. Bu sefer yine bir misafirimize, misafir olduk. Aylin Clarmo'ya!

Eda Selçuk, Setur Marinas Finike Ön Büro Temsilcisi

 

Denizi hem üstü hem derinliğiyle yaşayan özgür bir kadın Aylin Clarmo. Aslen İstanbullu. Denize olan tutkusu 8 yaşlarındayken babasının yönlendirmesiyle, Hereke’de, katıldığı bir optimist etkinliğiyle başlamış. Orada ilk yelken eğitimini almış ve denizi ne kadar sevdiğinin farkına orada varmış. Daha sonra denizin derinliklerine dalması gerektiğini anlamış ve yüzme hocası olmuş. Çünkü denize aşık herkesin bildiği gibi deniz bütün sırlarını kendi içinde saklar, biz fanilere sadece hak ettiğimiz kadarını gösterir. 19 yaşındayken Caddebostan'da, Balıkadamlar Kulübü'nde başlayan dalma serüveni daha sonra Padi IDC Staf hocalığı ile devam etmiş; dünyanın birçok yerinde dalış yapmış, dalış eğitimi vermiş.

 

Başlangıçta onun için tekne sadece dalış esnasında kullanılan bir araçtan ibaretmiş. Karadan günlerce, haftalarca uzak kalmak, hava patladığı zaman karaya ulaşamamak gibi durumlar nedeniyle yelkenciliğin özgürlük olmadığını düşünüyormuş. Ta ki eşi Göran Bey'le tanışana kadar! Ona yelkenin kapılarını eşi Göran Bey aralamış ve 2000'de teknede yaşamaya başladığından beri kimse o kapıyı kapatamamış.

Bir de "gizemli kadın" var. O gizemli kadın Aylin Hanım'ı bütün yüklerinden kurtarmış. Gerçek anlamda yüklerden bahsediyoruz; özenerek aldığı kıyafetlerden, kıyıp da kullanamadığı çantalardan ve envai çeşit kişisel bakım ürünlerinden. Bir gün dalıştan sonra marinada duş almak için girdiği ortak duş alanında Aylin Hanım özenerek bütün saç bakım ve vücut bakım ürünlerini sıralarken bu gizemli kadın elinde sadece bir şampuan ile içeri girmiş, hızla duşunu alıp çıkmış. Aylin Hanım ise o sıra henüz duş öncesi hazırlık aşamasındaymış. İşte o gün Aylin Hanım kendisine şöyle demiş: ‘’Ben ne yapıyorum yahu? Ben zamanı yaşamıyorum. Kendimi maddelere hapsetmişim. Hepsinden kurtulmalıyım!’’ Keşke bizim de karşımıza bir gizemli kadın çıksa da böyle bir aydınlanma yaşasak ve dünyanın stresinden silkelenip kurtulsak.

Yelkenciliğin minimalist ve kullanışlı, aynı zamanda da insanı özgür hissettiren dünyasını yaşamaya başladıktan sonra eşiyle dünyanın çeşitli denizlerinde yelken yapmışlar. Akdeniz’in tamamında, Kızıldeniz'de, İsveç'te, Atlantik Okyanusu'nda, Güney Amerika'da, Karayipler'de ve Tayland'da, hem denizin altını hem de üstünü keşfetmişler. Akdeniz'in onlar için ayrı yeri var. İkisinin de yelken yaparken sevdikleri ortak şeyleri bulabildikleri bir bölge Akdeniz.

Aylin Hanım Brezilya’da yapmış olduğu yelkeni o kadar coşkuyla anlatıyor ki, özellikle Surinam’ı muhakkak gidilmesi gereken bir yer olarak belirtiyor. Doğanın içerisinde olması, derin bir tarihinin olması ve yemeklerinin şahane olması orayı Aylin Hanım için özel kılıyor. Güney Amerika’dan yukarıya Karayiplere doğru yaptıkları 3 knot eşliğindeki yelkenin keyfini anmadan da geçmiyor. Fakat başlarından geçen kötü bir olayı da aktarıyor. Sıradan bir seyir esnasında nöbet sırası ondayken Brezilya'da, Amazon'un hemen çıkışında korsan baskınına uğramışlar. Aylin Hanım o günü asla unutamıyor. Bütün kontrollerini yaptıktan sonra sadece beş dakikalığına içeriye kahve almaya girdiğini ve bir anda yüksek bir çarpışma sesi duyduğunu, bunun üzerine teknemim üzerine çıkıp etrafı kontrol ettiğini ve o anda büyük bir kütüğün yanlarından geçtiğini görmüş. Biraz ileride, sarı büyük bir bidona tutunmuş üç kişiyi fark etmiş ve hemen eşine seslenmiş. İngilizce bilmeyen korsanlarla anlaşmak için arkadaşları Joseph’i telefonla aramaları gerekmiş. Joseph ve korsanlar arasında geçen telefon konuşması sonrasında uzlaşmaya varılmış ve neyse ki, daha kötü bir durum yaşamadan mesele kapanmış. Aylin Hanım bu olayı anlatırken hâlâ yaşıyor.

Aylin Hanım eski zamanların yelkenciliğini özlemle anlatıyor. Covid nedeniyle bir anda popüler olan motor yatların, gerçek yelkenciliği öldürdüğünü düşünüyor. "O eski yelkenciler birbirlerine saygı duyar, yardım ederlerdi. Bir arıza olduğu zaman kendi hünerlerini göstermekten, yardımcı olmaktan asla çekinmezlerdi," diyor. Yeni gelene yapılan ikramları ve onlara bulaşık bırakmamak gibi incelikleri aktarıyor.

Covid nedeniyle Finike Marina’ya geliyorlar. Şu an 88 yılında eşinin aldığı Cantana III (Halberg Rassy)’de yaşıyorlar. Cantana’nın İsveççede anlamı "hiç kimse onu geçemez". Göran Bey'İn eski tekneleri de Cantana I ve II. Cantana III onların çocuğu gibi, her şeyi ile kendileri ilgileniyorlar. Hazırlıklarını yaptıktan sonra tekrar yeni serüvenlere doğru yelken açacaklar.

Aylin Claro sık sık yelkenin insana özgürlüğü doyasıya hissettirdiğini hatırlatıyor. Onunla kısa bir çay sohbeti bile bunu anlamaya yetiyor.