Kalamış & Fenerbahçe Marina’nın ofis binasına yaklaşan herkesi özel bir karşılama töreni bekler. Hemen her zaman kapının önünde bekleyen Daisy’ye merhaba demeden kimse içeri giremez. Bu selamlaşmaya gelip geçenler de dahil!
Pınar Özdemir ve Samet Yılmaz, Setur Marinas Kalamış & Fenerbahçe Ön Büro Kıdemli Temsilcileri - Furkan Çitak, Setur Marinas Kalamış & Fenerbahçe Ön Büro Destek Temsilcisi

Daisy, tam bir Kalamış hanımefendisi! Zerafetiyle sofraların etrafında adeta bir gölge gibi dolaşıyor, kimseyi yalnız bırakmıyor. Onu tanıyan herkesin zihninde aynı fotoğraf var: Gölgeli bir ağacın altında, dostça bir sofrada, yan yana oturmuş iki iyi arkadaş! Daisy adeta poz vermiş gibi, dikkatli ve asil bir duruşla kameraya bakıyor. Parlak yeşil tasması enerjisini yansıtırken, sadık bakışlarıyla “Ben de buradayım,” diyor, “hiçbir yemeği kaçırmam!” Masadaki dostluk ve huzur çok bariz.

O tatlı gözlerini tabağınıza diktiğinde sizi hafif bir vicdan muhasebesine sürükleyebilir ama o bakışların altında sevgi, sadakat ve bir tutam mizah saklı. Daisy varlığıyla, sofralara neşe, insanlara hayat kaynağı.
Kalamış’ın çılgın ve özgür ruhlu kızı, ne tasma bilir ne de sınır tanır —rüzgârla dans eder, dalgalarla yarışır. Bir bakışla neşesini bulaştırır, bir koşuşta tüm sahili peşine takar. İçindeki özgürlük ateşiyle hem insanlara hem de hayvan dostlarına ilham verir. O sadece bir köpek değil ki! Kalamış’ın simgesi, neşenin ve özgürlüğün dört ayaklı hali.

Daisy'nin tekne sevdası, onun doğayla, özgürlükle ve insanlarla kurduğu bağın en tatlı yansıması. Motorun sesini duyar duymaz gözleri parlar, halatlar çözülmeye başlarken kuyruğu coşkuyla sallanır. Güvertede rüzgârı yüzünde hissederken bir kaptan edasıyla etrafı kolaçan eder. Bu yüzden denizdeki her yolculuk onun için bir macera. Tam da bu nedenle, o sadece Kalamış’ın değil, mavi suların da kraliçesi!

İllüstrasyon: Furkan Çitak