Özgür İnam’ın Naviga Yayınları’ndan çıkan “Güneşe Yelken” isimli kitabı bir yelken aşığının maceralarını aktarırken “Bir teknestopçu nasıl yaşar?” sorusuna de keyifli cevaplar veriyor.

Herkes hayatında en az bir kez otostop yapmıştır. Ama kaçımız, Özgür İnam gibi, “teknestop”la dünyayı dolaşmaya kalkıştık? Özgür İnam bu yöntemle, yani bir tekneden diğerine geçerek, 20 bin deniz milinin üstünde yol yapmış. Zaman zaman karada mahsur kalsa da Akdeniz’i, Karayip Denizi’ni, Atlantik’i ve Güney Pasifik’i geçmeyi başarmış.

Yelkenle çocuk yaşta tanışmış olsa da, Southampton Üniversitesi’nden “elit sporcu” bursu alan ilk uluslararsı öğrenci olmayı da başarsa, İnam yelkene duyduğu naif heyecanı ve amatör ruhu hep ön planda tutmuş. Bir gün Karayiplere doğru gidecek bir transfer teknesindeki miço ilanını görünce de hiç düşünmeden aday olmuş. Üstelik bunu yapmak için, İrlanda’da çok iyi bir iş fırsatını geri çevirmiş.

Malta, Tunus, İspanya, Cebelitarık, Kanarya Adaları, Barbados, Saint Vincent ve Grenadinler, Santa Lucia, Martinik, Virgin Adaları, Bahamalar, Fort Lauderdale derken görmediği yer kalmamış. Pek çok dost kazanmış, unutulmaz anılar edinmiş. Bu arada küresel ısınmanın olumsuz etkilerine de birinci elden tanıklık etmiş. Atlantik denizinde kaydedilen en yoğun fırtınalardan bazıları ona denk gelmiş.

Peki teknestop nerde yapılır? Tabii ki, denizde değil. İnam, bu işi için en iyi adresleri sıralıyor: internet grupları, marinalar ve özellikle de yelkencilerin buluştuğu yatçı barları. Çünkü İnam gibi yapıp, birlikte yolculuk yapacağınız insanları önceden az da olsa tanımaya çalışmanızda yarar var.

Elbette mesele yola çıkacak tekneyi bulmaktan ibaret değil. Sonuçta teknedesiniz ve dünyayı dolaşıyorsunuz. Temel yelken eğitiminiz olmalı. En azından okyanusu ne zaman, hengi rüzgârlarda geçeceğinizi, nerede konaklayacağınızı bilecek kadar hazırlıklı olmalısınız.

Eğer yelkenle dünyayı dolaşma hayaliniz varsa ve en son teknolojik aygıtlarla donanmış tekneler de kaygılarınızı gidermeye yetmiyorsa, İnam’ın “Güneşe Yelken” kitabını okuyun. Ama okumadan hemen önce yolculuk hazırlıklarına başlayın. Çünkü kitap bittiğinde büyük ihtimalle yola çıkmış olacaksınız. Zira Özgür İnam’ın da dediği gibi, mesele tekne sahibi olmakta değil, doğru zamanda doğru yerde bulunmakta.