Bir aşk, dört kuma: Sadece bir deniz hikâyesi değil, gerçek bir aşk hikâyesi

Bir Aşk, Dört Kuma alışıldık deniz hikâyelerinden oldukça farklı bir kitap. Her şeyden önce tek bir kalemden çıkmak yerine iki farklı sesten yazılmış bir hikâye. Sevgi ve Turgay Noyan’ın yıllara yayılan ortak aşkının hem denize hem de birbirlerine duydukları aşkın hikâyesi.

Hikâyenin başlangıcı pek de şaşırtıcı değil. Denize meraklı bir adamın önce sandallarda başlayan, sonra gittikçe genişleyip büyüyen tutkusuna ısrarla eşini de dahil etmesinin hikâyesi. Denizci, müzisyen, gazeteci ve yazar Turgay Noyan da pek çok denizci gibi yıllar önce sevgili eşini denizle tanıştırmış. Ancak ne zaman ki, deniz serüvenlerini kaleme almaya karar veriyor, işte o zaman hikâye ilginçleşiyor. İki aşık, iki kalem oluyorlar ve yıllara yayılan deniz maceralarını iki farklı bakış açısından, ayrı ayrı kaleme alıyorlar. Böylece, aşkla, denizle, yelkenle ve müzikle dolu bir ömür kitaplaşıyor ve Naviga yayınlarından hayat buluyor.

 

 

İşin ilginç yanı Turgay Noyan, başlangıçta yüzme bilmeyen sevgili eşinin neler yaşadığını, denizde ne zorluklara göğüs gerdiğini bu kitap yazılırken öğreniyor. Yıllar boyunca konuşulmayanlar dile geliyor, unutulmuş hikâyeler gözlerde canlanıyor, zamanın silikleştirdiği duygular geri dönüyor. Böylece insan deniz ilişkisine olduğu kadar kadın erkek ilişkilerine dair de lezzetli içgörüler önümüze seriliyor.

Bir Aşk, Dört Kuma bilinen rotaların dışında seyrediyor. Türkiye’nin son 60 yılından pek çok suret, pek çok anekdot bu kitapta kendine yer buluyor. Denizde yapılan yolculuklar gece hayatına, gazeteciliğe ve müzik dünyasına yapılan yolculuklara karışıyor. Yaşananlar dört ayrı tekneye (yani “dört kuma”ya) taşarken, kitap ülkemizin denizcilik tarihine de ışık tutmayı başarıyor.

Bir Aşk, Dört Kuma her şeyiyle hayattan, her satırıyla denizden gelen fakat hepsinden önemlisi iliklerine kadar sıcak ve içten bir kitap. Belki en çok da fırtınalı havalarda açıp okunacak türden bir eser.