Bir kediyi evden çıkarmak başlı başına bir iştir. Zira kediler insana değil mekana bağlanır. Ancak kediler insanları haksız çıkarmaya da bayılırlar. Sırf bu yüzden teknelere dadanan denizci kediler çıkmıştır ve bunların bazıları adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
Resmen donanmaya giren Herman
Tarihin en ünlü, en ilginç kedilerinden birisi, resmen donanmaya giren Herman’dır. Gemilerde evcil hayvana izin verildiği zamanlarda Herman’ın fotoğrafı çekilerek kendisine resmi bir kimlik kartı verilmiş, o da fare yakalama mesleğini saklanmadan, rahatlıkla icra etmiştir. ABD’nin Baltimore şehrinde doğan Herman, askeri kimliğinde de görülebildiği üzere donanmaya 12 Ocak 1943 tarihinde katıldı. O tarihte henüz 8 aylıktı. 38 santim boyu ve 5 kilogram ağırlığında olan Herman yeşil gözlere ve gri tüylere sahipti. Kimlik kartını patisiyle imzalamıştı. Herman, hastalık yayan (özellikle de hıyarcıklı veba ve tifüs), halatları kemiren ve yiyecekleri çalan farelere karşı o dönem donanmanın tek umuduydu ve haber bültenlerine konu olmuştu. 4 numaralı rıhtımın şefi A. M. Talbot’a göre Herman bir “iyi niyet elçisi” hatta bir “diplomat”tı. Görev kağıdına fare yakalama dışında insanları eğlendirme görevi de yazılan Herman bu konuda sırt sıvazlamaya izin vermekten ötesine gitmedi. Ancak gerçek bir meselenin çözümünde gösterdiği yararlıkla tarihe geçmeyi becerdi.

Antartika’nın kaşifi Bayan Chippy
Tarihte Ernest Shackleton’ın 1914 yılında Endurence gemisiyle giriştiği Trans-Antartika Seferi kadar dramatik keşif yolculuğu azdır. Bu seferi bu kadar dramtik yapan biraz da tayfanın üyesi Bayan Chippy’nin hikâyesidir. Geminin marangozu Henry McNeish tarafından gemiye alınan Bayan Chippy’nin (chippy argoda marangoz demek) fare avına çıkmadığında başı beladan kurtulmuyordu. Hatta bir gece güverteden kayıp, Atlas Okyanusu’nun buz gibi sularına düşmüş, mucize eseri kurtarılmıştı. 1915’in Ocak ayında Endurence buza saplanınca mürettebat gemiyi terkedip kıyıya çıkmak zorunda kaldı. Onları 560 kilometrelik dehşet verici bir yürüyüş bekliyordu. Kaptan Shackleton, Bayan Chippy’nin, bu yolculuğu kaldıramayacağını düşünerek onu geride bırakmaya karar verdi. En sevdiği yiyecek olan sardalyayı bir kaba koyup önüne bıraktılar ve gittiler. Geminin mürettebatı insanüstü bir çabayla sonunda uygarlığa kavuştu. Bayan Chippy’nin anısını ölene kadar yaşatan ve kendi mezarına onun bir heykelini ekleten marangoz McNeish ise kaptanı hiç affetmedi. Bayan Chippy ise keşifler tarihine adını yazdırdı.

Bismarck’ı batıran Oscar ya da “Batmaz” Sam
Batmaz Sam olarak bilinen Alman kedisi Oscar, 2. Dünya Savaşı’na damga vuran şahsiyetlerden birisiydi. Almanların efsane gemisi Bismarck’dan kurtulan birkaç canlıdan biri olan Oscar, HMS Cossack tarafından kurtarılmış, adı da Sam olarak değiştirilmişti. Ancak Sam’in gemiye şans getirmesini bekleyenler yanılıyordu. Birkaç ay içinde HMS Cossack da battı. Yine kurtulan Sam’e bir şans da uçak gemisi HMS Ark Royal’in tayfası tarafından verildi. Ancak bu hikâye de sadece üç hafta sürdü. HMS Ark Royal de denizin dibini boylamıştı. Ama Sam’in denizin dibini boylamaya hiç niyeti yoktu. Bu kez de kapağı HMS Legion gemisine atmıştı. Artık çoktan meşhur bir kedi olan Sam “Batmaz” lakabını da o zaman aldı. Fakat artık kimsenin ona tahammülü kalmamıştı. O da emekliye ayrılıp Belfast’taki yaşlı denizciler evine yerleşti. Sam belki batmadı ama hayatının geri kalan kısmını geçirdiği bu evde pek çok ihtiyarın pokerde batmasına sebep oldu.

Türkiye’nin tarihine geçen kedi: Miço
Bir de bizim tarihimize geçen denizci kediler var. En ünlüsü, Sadun Boro’nun Miço’su. Miço, Sadun ve Oda Boro’nun 1965 yılının 22 Ağustos Pazar günü Kısmet teknesiyle çıktıkları ve o zamanın Türkiye’sinde genç yaşlı herkese ilham kaynağı olan dünya turunun önemli parçalarından birisiydi. Aslında Boro çiftinin Miço’yla tanışma hikâyeleri o müthiş seyahatin ruhuna dair ip uçları veriyor. Kısmet’in yola çıkışından üç hafta önce, 3 Ağustos 1965 günü doğan tekir sırtlı, beyaz karınlı Miço, Pasifik’in vahşi Yeni Hebrid Adaları’ndan gelen Lucy’nin tek çocuğuydu. Boro’lar Miço’yla İspanya’nın Cartagena Limanı’nda, John Hanna adlı Amerikan yatının güvertesinde tanışıyorlar. Kanarya Adaları’nda tekrar buluşuyorlar. Aslında köpek almayı düşünen Boro’lar Miço’yu o kadar seviyorlar ki köpekalmaktan vazgeçiyorlar. Miço Kısmet’te göreve başlayınca tayfa iki buçuk kişiye çıkmış oluyor. O zamana kadar miçoluk yapan Oda Boro, Miço gelince ikinci kaptanlığa terfi ediyor. 15 Haziran 1968’de Kısmet dünya turunu tamamlayıp da İstanbul’a döndüğünde onu karşılamaya gelenler sadece Boro çiftini değil ünü çoktan alıp yürümüş Miço’yu da bekliyorlardı. Boro çiftine sonraki yolculuklarında da eşlik eden Miço için Sadun Boro, Samim Utkun’un çizimleriyle 10 fasiküllük Kısmet’in Tayfası Miço Dünyayı Dolaşıyor isimli bir çocuk serisi de yayımlanmıştır.

Oscar’ın portresi: Georgina Shaw-Baker